Nazlı Aslantaş…

Yaşı genç olabilir ama kalemi, birçok yazardan daha ağır, daha derin, daha sarsıcı.

12 yaşında yazmaya başlayan biri için bu sadece bir hobi değildi. Bu, iç dünyasının taşmasıydı. Herkes konuşurken o yazmayı seçti. Herkes anlatırken o hissettirmeyi başardı. Ve 18 yaşına geldiğinde, sıradan bir “ilk kitap” değil, kendi yolunun temel taşını attı.

İlk eserini kendine saklaması, onun gösterişten uzak ama anlamdan yana duruşunu ortaya koyar. Çünkü Nazlı Aslantaş yazmak için değil, gerçekten söyleyecek sözü olduğu için yazar.

“Kimse Hayallerini Yaşamaz, Yaşayanlar da Şanslı 2” ise sadece bir kitap değil;

okuyanın içini kurcalayan, düşündüren ve bazen de rahatsız eden bir yüzleşme metnidir.

Onun yazılarında süs yoktur, yapaylık yoktur.

Duygu vardır. Gerçek vardır. İç hesaplaşma vardır.

Nazlı’nın en güçlü yanı, okuyucuya bir şey anlatmaya çalışmaması…

Okuyucunun kendini anlamasına neden olmasıdır.

Cümleleri bazen sade ama etkili, bazen sert ama gerçekçidir. Okuyan kişi, metnin içinde kaybolmaz; aksine kendine doğru çekilir. İşte onu farklı kılan da tam olarak budur.

Nazlı Aslantaş, henüz yolun başında olabilir…

Ama yürüdüğü yol, sıradan bir yol değil.

Kendi izini kendi çizenlerden.